|
Kent adını, aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'den almıştır. Aphrodisias ismi
ilk olarak M.Ö. 2.yy da kullanılmaya başlanmıştır. Kent daha önce başka adlarla
anılıyordu. Kullanılan isimler sırasıyla ;
1. Lelegonpolis
2. Megapolis
3. Ninoi
4. Aphrodisias
5. Kayra
6. Geyre
Tarihçe Ve İlk Kazılar.jpg)
Yerleşim geç neolitik çağa kadar uzanmaktadır. Akropolde ve
pekmez tepede yapılan kazılar neticesinde, iki köyün varlığı kanıtlanmıştır. M.Ö.
2. yy. da Roma egemenliğinin güçlenmesiyle, kent kutsal yöre olarak önem kazanmış
ve Aphrodisias ismini almıştır.
Kazılarda ortaya çıkarılan tiyatronun sahne yapısının duvarlarındaki yazılarda,
Caesar'ın, Aphroditeye hediye ettiği altın bir Eros heykelinden söz
edilmektedir. Dolayısıyla Caesar kente gelmiş, tanrıçaya sadakatini sunmuş
olabilir.
İ.Ö. 44 yılında Caesar'ın öldürülmesinden sonra
katillerin yandaşlarından olan Labienus ce adamları kenti ele geçirip talan
etmişlerdir. Octavianus ve Antonius'a sadakatinden ötürü M.Ö. 39 yılında
triumvirlik kararıyla bazı ayrıcalıklar tanınmıştır. Bu ayrıcalıklar, vergi
muafiyeti, tapınağa sığınma hakkı ve özerkliktir. M.Ö. 27 de Oktavianusun tahta
çıkışından sonra da sıcak ilişkiler devam etti. M.S. 1.yy dada ilişkiler devam
etti. Julius Cladius soyunun imparatorları kente büyük ilgi duyuyorlardı. M.S.
22 yılında Tiberius daha önce senatonun tanıdığı ayrıcalıkları yeniden
onaylamıştır. 3 yy ın sonuna kadar bu ilgi devam eder.
1. ve 3. yy arası buradaki heykeltıraşlık okulunun ünü her yere
yayılmış ve çok uzaklardan bile Aphrodisias'ın ziyaretçi almasını sağlamıştır.
Salbakos'dan ( Babadağ) çıkartılan mermerler, burada işlenip birçok yerden gelen
siparişleri karşılamaya çalışıyordu. Heykellerinin yanı sıra bilim ve sanat
alanında da eserler ortaya koymuştur. Xenokrates : Bilim ve sanat alanında,
Xhariton : Roman, Alexander : Aristo'nun eserlerini yorumlar ve dersler verir.
3. yy da birçok eyaletin başkentliğini yaptı. Roma'nın bölünmesiyle kentin
kaderi önce Doğu Roma, daha sonrada Bizans'ın eline kaldı.Aphrodisias 4. yy da
Hıristiyanlığın yayılması burada bir piskoposluk merkezinin kurulmasını sağlamış
fakat kökleri çok eskilere dayanan pagan kültürünü yok edememiştir. İlk iki
Hıristiyan azizi burada şehit edilmiştir ama her şeye rağmen paganizm etkinsi
sürdürmüştür.
Bu yeni akımın paganizmin kalıntılarını silmeyi amaçladığı bir
gerçekti. Bu nedenle Aphrodisias ve Aphrodisiaslı sözcükleri yazıtlardan
sistemli bir şekilde silindi. Hatta 7. yy süresince kente "Stravpoli" (Haç
Kenti) adı verildi. Fakat Aphrodisias adı tamamen yok olmadı. Bizans döneminde
Kayra adı kullanıldı. Günümüzde de Geyre adının Kayra dan geldiğini
düşünmekteyiz.
Jeolojik olarak bir fay hattı üzerinde bulunan Aphrodisias,
tarihi boyunca depremlerle uğraşmak zorunda kalmıştır. Günümüzde bu depremlerin
izlerini, restorasyon yapılan yapılarda görebiliriz. 350 ve 360 lı yıllarda
tıpkı komşu kent Efes gibi ciddi depremlerle uğramış ve su kanalları çok büyük
hasar görmüştür. Onarımlar yapılmaya çalışıldıysa da 610-641 yılında meydana
gelen depremler, sorunları daha da ciddileştirmiştir. Aphrodisias 7. yy a kadar
önemini korumayı başardı. Fakat doğudan gelen istilalar, dinsel çekişmeler,
siyasal ve iktisadi baskılar ve diğer sorunlar kentin çöküşünü hızlandırdı. 7.
yy depreminden sonra kent bir daha inşa edilemedi. 4. yy da yapılan surlar
onarılamadığı için, akropole bir kale inşa edildi. Aynı zamanda bir gözetleme
noktası olarak da kullanıldı. 7. yy sonrasına ait bilgiler kısıtlıdır. 11. yy a
ait kalıntılardan söz edilir. 11. ve 13. yy.lar arasında, Selçukluların
egemenliği altındaydı. 13. yy dan sonra tüm yöre Aydın yada Menteşe Beyliğinin
topraklarına katılır. Aphrodisias bu yıllarda terk edilmiş olmalıdır. 15. ve 16.
yy.larda ovanın verimliliği sayesinde yörede yeni yerleşimler olmuş ve Geyre
köyü kurulmuştur..jpg)
1956 yılındaki büyük depremlerden nasibini alanlar arasında
Geyre de vardı. Çok fazla etkilenmemiş olmasına rağmen, yetkililer köyün başka
bir yere taşınması kararını aldılar. Böylece Bizans surlarının 2 km batısında
1960'ların başında yeni bir Geyre inşa edilmeye başlandı. 1970'li yılların
sonuna kadar istimlak devam etti.
Aphrodisias'ta İlk Kazılar
- Anadolu'nun batısındaki kentlere oranla ilgisiz kalmış olan kent, ancak
1700lerin sonlarından başlayarak ziyaret edilmeye başlanmıştır.
- İlk Aphrodisias'a gelip, çizen ve yazıtların kopyalarını alanlar, 1835'te
Charles texier ve Dilettanti Derneği (İngiliz) üyeleridir.
- 1892'de Osman Hamdi Bey bir girişim yapmak istemiş ama başarılı
olamamıştır.
- 1904 yılında Fransız bir mühendis olan Paul Gaudin, birkaç noktada
çalışmalara başlamıştır. Yapılan çalışmalar sonucunda çok sayıda mermer eser
gün ışığına çıkınca, 2.yyda çalışmalar devam etmiştir. Fakat Gaudin yerine,
çalışmaları Gustav Menden devam ettirmiştir.
- 1913'te Andre Boulanger tarafından, Atina Fransız okulunun himayesindeki
kazı çalışmaları yeniden başlatır.
- 1937'de Giulio Jacopi'nin yönettiği bir İtalyan heyeti, yarıda kalmış olan
kazılara yeniden başlamıştır. Fakat yine uluslar arası problemler sebebiyle
çalışmalar yarıda kalmıştır. Jacopi'nin 1937'de yayınladığı kitabı ve Maria F.
Squarcipiano'nun kitabı “La Scula Di Afrodisias” 2. Dünya Savaşından sonra
önem kazanır.
- Squarpino'nun yaptığı çalışmalar ve yayınladığı eserler ışığında,
Aphrodisiaslı heykeltıraşların kopya değil özgün eserler ortaya çıkardıkları
kanıtlanmıştır.
- 1961 yılında yöreye gelen Kenan Evrim'in girişimleri sayesinde New York
Üniversitesi tarafından çalışmalar başlamıştır. Ölümünden sonra New York
Üniversitesi Arkeologları çalışmalara devam etmiştir.
|