

|
|
| |
Kent adını, aşk ve güzellik tanrıçası Aphrodite'den
almıştır. Aphrodisias ismi ilk olarak MÖ. 2.yy da
kullanılmaya başlanmıştır. Kent daha önce başka adlarla
anılıyordu. Yerleşim geç neolitik çağa kadar uzanmaktadır.
Akropolde ve pekmez tepede yapılan kazılar neticesinde, iki
köyün varlığı kanıtlanmıştır. MÖ. 2yy da Roma
egemenliğinin güçlenmesiyle, kent kutsal yöre olarak önem
kazanmış ve Aphrodisias ismini almıştır. Kazılarda ortaya çıkarılan tiyatronun sahne
yapısının duvarlarındaki yazılarda, Caesar'ın, Aphroditeye
hediye ettiği altın bir Eros heykelinden söz edilmektedir.
Dolayısıyla Caesar kente gelmiş, tanrıçaya sadakatini
sunmuş olabilir. İÖ. 44 yılında Caesar'ın
öldürülmesinden sonra katillerin yandaşlarından olan
Labienus ce adamları kenti ele geçirip talan etmişlerdir.
Octavianus ve Antonius'a sadakatinden ötürü MÖ. 39
yılında triumvirlik kararıyla bazı ayrıcalıklar
tanınmıştır. |
|
|
 |
| |
 |
Aphrodisias
|
 |
Aphrodite Tapınağı
|
| |
Bir zamanlar Lidya eyaletinin
başkenti olan Aphrodisias Nazilli'nin 38 km güneyinde, Karacasu bölgesinin
Geyre köyünün yakınlarında bulunuyordu. Eski zamanlarda şimdi olduğu gibi Aphrodisias çekici mermer yapıları hiç şüphe yok ki zengin bitkileri Dadaloz
vadisinin ortasında badem, nar ve kavak ağaçları ile beliriyordu. Şehrin
zenginliği kültürel ve politik önemi yapılarının büyüklüğü ve ihtişamından
açıkça belli oluyordu. Aphrodisias adı güzellik, aşk, doğa ve bolluk
tanrıçası olan Aprodile'den geliyor ve en ünlü tapınaklardan biriydi. Fakat
bu asıl ismi değil. Tarihçi Stephanos'a göre... |
|
Kuzey bölgede yerleşmiş eski
zamanların Aphrodite Tapınağı şehir merkezini
ve çekirdeğini
oluşturuyor.eski tapınağın bütün bu kalıntıları 40 kolonun 14'ünü içermekte
ve bu kolonlar bir kere O'nun etrafını kuşatmakta. İbadet yeri tapınağın ilk
zamanlarından kalmış olmasına rağmen bu gün MÖ 1.yy da
başladığını görüyoruz ve Augustus bölgesi doğrultusunda
tamamlandığı düşünülüyor. Tapınak bölgesi 2.yy.da
tamamlandı. Bu yapıyla alakalı her kenarında 13 kolon ve
önde 8 kolonun bulunduğu bilinir. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
Tetrapylon
|
 |
Odeon ve Bishop's Sarayı
|
|
Aphrodisias'ın
en çarpıcı özelliklerinden birisi, 2.yy.ın ortalarından
kalma süslü kapısıdır. Tetrapylon ismi dört grubun dört
karışımı olmaktan gelmektedir. Giriş doğuya... |
|
Odeon,
konferans salonu, konser alanı ve tiyatrodan farklı ve
devleti iyi bir şekilde koruyabilen bir yapıdır. MS
2.yy.da inşa edilen yapı, mabedin güneyinde bulunmaktadır. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
Agora
|
 |
Banyolar ve Hadrian
|
|
Agora mabet ile Akropolis
arasında MÖ 1.yy.da Pazar ve popüler bir toplantı yeri olarak
kullanılmıştır. Doğu ve batı
boyunca uzanan 200 metrelik mesafede sütunlu
bir giriş vardır. Güneyin sütunlu girişi Tiberius'un girişi olarak bilinir.
Sistematik eski araştırmalarda 1937 kazılarında İtalyan takımı oldukça
değerli şerit şeklinde süsler çıkardılar ve Tiberus İmparator'unun övgü
yazıtları ortaya çıkarıldı. Son yıllar kazılar kuzey... |
|
Banyolar, Tiberius'un Sütunlu
Yolu'nun batısında, İmparator Hadrian'nın hükümdarlığı sırasında 2.yy.da
inşa edilmiştir. Kompleks yapı dört geniş odayla çevrili geniş bir merkezi
konser salonu içerir, bu odalar; tepidarium, sııdatorium, apoditerium
ve frigterium'dur(sırasıyla ısınma odası, tatlı odası, giyinme odası ve
soğuk oda). Zorunlu imkanlarıyla burası binanın zorla kabul ettirilmiş
yeridir, örneğin servis koridorlarının altındaki labirent yapı, su
kanalları, fırınları. |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
Tiyatro
|
 |
Sebasteion
|
|
1966 da başlanan Aphrodisias
devrindeki tiyatro alanında ki kazılar sonucu tarih öncesi ve tarih sonrası
devirlere ait,
tiyatronun koruma altına alınmış kısmı ve çok sayıdaki heykel
ve kabartmalar kadar, birçok değerli sanat eseri bulunmuştur. Akropolis'in
doğu eğimine karşın Tiyatro binası geri kalmıştır. MÖ 27 yılında inşaat
tamamlandı ama MS 2.yy da gladyatör savaşlarına uygun hale getirmek için
birçok yapısal değişimler yapılmıştır. |
|
Sebastion yalnızca Aphrodisias'ın
değil tüm klasik arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan en dikkat çekici
bulgulardan birisidir. Bu
bina 1979'da ilk keşfedildiğinde diğer binalarla bir
ilişkisi yok gibi gözüküyordu, ama kazıların derin
seviyelere taşınmasıyla, Augustus İmparatorluğu'nun
mezhebine ve çevredeki komplekslere adanan bir tapınaktan
oluştuğu görülmüştür. Günümüzde tapınaktan geriye sütun
temelleri, Corinthian stili sütun başlıkları kalmıştır. 4.
ve 7. yy.daki depremlerin... |
|
 |
|
 |
|
|
|
|
 |
Stadyum
|
 |
Aphrodisias Müzesi
|
|
Aphrodisias stadyumu Ege bölgesindeki
eski stadyumlardan
en
iyi korunanıdır. Şehrin kuzeyinde olan stadyum 262 metre
uzunluk, 50 metre genişlik ve 30000 kapasiteye sahiptir.
Stadyumun dış bükey olması, seyircinin diğer seyircilerin
görüşüne engel olmasını ortadan kaldırıyor ve seyirci tüm
stadı görebiliyor. Stadyum atletizm müsabakaları için
hazırlanmış ama tiyatronun 7. yy.daki depremden zarar
görmesiyle... |
|
Aphrodisias'ın Müzesi, batı Anadolu'daki
bilinen en olağandışı, göze çarpan
müzelerden
birisidir. Kazılar sırasında ortaya çıkarılan haliyle,
anıtlar burada sergilenmektedir. İlk halleriyle bulguların
incelenip göz önüne getirilmesi, bu antik anıtların
ihtişamının anlaşılmasına yeterli olur. Özellikle
Aphrodisias'ın antik heykeltıraş okulunun çalışmaları bu
sanatın gelişme seviyelerini gösterir... |
|
 |
|
 |
|
|
|
Kent Hakkında
Kenti çevreleyen 3.5 km uzunluğundaki
sur kalıntıları, aslında 4 ana kapısı bulunan, kabaca
daire biçimindeki bir kalenin
kalıntılarıdır. Yaklaşık 494
hektarlık bir alanı kaplayan antik kentin merkezini
çevreleyen kale, 4. ve daha sonraki yüzyıllarda
yapılmıştır. 4. yy depremlerinin ve diğer felaketlerin
harap ettiği yapıların parçalarını surlarda görmek
mümkündür. 260 yılında batı Anadolu'yu etkisi altına alan
got istilası olmasına karşın, birçok delil surların 4. yy
dan sonra yapıldığını gösterir. Daha önceki dönemlere ait
savunma sisteminin nasıl olduğunu tam olarak bilmesek de,
akropolde bulunan bir yapı Helenistik dönemde ve 7. yy da
hisar olarak kullanılmış olabilir. Kent, Geç Helenistik dönemde hippodomik
planlı olarak kullanılmış olsa da, bazı yapıların,
özellikle Aphrodite tapınağının ve Sebasteion'un yerleşim
blokları içine tam olarak oturmadığı görülmektedir.
Tapınak
13×8 sütunu ile bu yapı, kentin odak
noktası idi. 5. yy da kentin Hıristiyan bazilikasına dönüştürülmesinden dolayı,
yapının eski durumu hakkında
pek bir bilgimiz yoktur. Cellanın duvarları
yıkılarak yanlardaki sütunlar kaydırıldı, kuzeye ve güneye
duvarlar inşa edilerek biçimi değiştirildi. Doğusuna ve
batısına da bir apsis ve bir atrium eklendi. Yapı, diğer
bir kutsal mekan olan Sebasteion gibi, ızgara planlı kent
içerisine düzgün olarak oturmamaktadır. Tapınak, yapılan araştırmalar
neticesinde arkaik döneme kadar götürülebilmiştir. Fakat
her dönemde yapılan restorasyon çalışmaları, Bizanslı
ustaların yaptığı gibi ortadaki delillerin yok olmasına
neden olmuştur. Bizanslı ustalar tapınağın çevresinde ve
içinde mezarlar kazarak, katmanları altüst etmişlerdir. Tanrıça Aphrodite'nin kült heykeli,
Hıristiyanlık öncesi dönemde tapınak içerisinde yer
almaktaydı. Hıristiyanlığın kabulü ile tapınağın kiliseye
çevrilmesi sonucu, kült heykeli de tahrip edilerek dışarı
atılmış, daha sonra bir yapıda mimari eleman olarak
kullanılmıştır.
|
|
|